Cumartesi gecesi son yarışmanın oylamasını bir grup yabancıyla birlikte izledik. Hiçbiri gay değildi ama hepsi tanıdıkları gay’lerin Eurovision’a tutkuyla bağlı olduğu görüşünde hemfikirdi.
Tam da bu sırada iddiayı doğrular nitelikte bir-iki tanesine ülkelerindeki gay arkadaşlarından telefon gelmez mi?
Oturmuşlar hep birlikte oylamayı izliyorlarmış. Gözlemlediğim kadarıyla bizde de durum farklı değil!
Sertab Erener’in birinci olduğu sene oylamaya şehrin en eski gay kulüplerinden birinde denk gelmiştim.
Televizyon açılmayan kulüpte müzik susmuş, bütün gayler birbirine sarılmış, ekrana dikkat kesilmiş vaziyette Sertab’a gelen her puanı çılgınca alkışlıyorlardı.
Sertab’ın birinci olmasıyla da kulüp resmen yıkılmış, saatlerce "Everyway That I Can"le dans etmişlerdi.
Bu sene de Sibel Tüzün’e aynı ilgiyi gösterdiler mi bilmiyorum ama Avrupa’da gay’lerin Eurovision’a olan ilgisi aşikar...
Belki kitsch ve abartılı bulduklarından, belki hafif bir eğlence olduğundan, belki de 80’li yılların nostaljik havasını çağrıştırdığından...
İlk 10’a giremediği için Sibel Tüzün’e en çok onlar kızmıştır herhalde.
Cengiz SEMERCİOĞLU
